IT'S A JOKE'U YAZDILAR!

SABAH GAZETESİ YAZARI HINCAL ULUÇ VE VATAN GAZETESİ YAZARI REHA MUHTAR BUGÜNKÜ KÖŞELERİNDE IT'S A JOKE'U YAZDILAR.. İŞTE O YAZILAR..

Magazin - 26.01.2008 14:29
IT'S A JOKE'U YAZDILAR!
Sabah Gazetesi Yazarı Hıncal Uluç'un yazısı:

La Petite Bouffe!..

İt's a Joke'un önünden geçerken içerden fırladı İzzet Çapa, 'İlle de bendesin' diye.. City's'i geziyorum ilk kez, yanımda sevgili dostlar, Simge, Ünal ve Luzerne'den Erdal'la eşi, Hülya.. 'Haber mi aldın, burada olduğumuzu' dedim.. 'Seni izleyen casuslarım var' dedi, İzzet..

Karnımız da aç.. Girdik.. Tıklım.. Her İzzet yeri gibi tıklım.. Bu ülkede benim yazıma zerre ihtiyacı olmayan bir işletmeci varsa İzzet. Adamda şeytan tüyü var, açtığı yer zehir gibi çalışıyor..

Üzerinde servis tabaklarının durduğu masa boşaltıldı.. İte kaka açılan bir köşeye sıkıştırıldı. Etrafına sandalyeler dizildi, ancak öyle yer bulabildik. Bir masa kalkıyor, anında doluyor. Saat 9'da girdik, 11.5'ta çıktık, bir masayı geçin, bir sandalye boş kalmadı, tekrar tekrar..

İki buçuk saat yemek yenir mi?.. Hele de ben.. İzzet dedi, 'Karışmayın.. Ben her şeyden yollayacağım..'
Önce bir yemyeşil salata geldi. Simge diyette ya.. Sonra çıtır tavuk.. Çıtır karides.. Trüf mantarlı açılış pizzası.. İsli patlıcanlı risotto.. Ispanaklı ravioli.. Yalancı mantı.. Dört lezzetli pizza.. Buğulama balık..

Saat 11'e yaklaşıyor, dostlarıma La Grande Bouffe filmini anlattım.. Sinemanın en unutamadığım filmlerindendir. Marcello Mastroianni, Michel Piccoli, Ugo Tognazi ve Philippe Noiret bir şatoya kapanıp, sevişerek ve yiyerek ölmeye karar verirler. Hepsi de harika yemek hazırlayan lezzet ustalarıdır. Şatoya her türlü yemek malzemesini ve kentin önde gelen orospularını doldururlar.. Ama daha ilk gün kadına ihtiyaçları olmadığını anlayıp yollarlar ve bir lezzet orgazmı içinde tıkına tıkına çatlayana dek yiyerek ölümü seçerler..

Filmin adı da o.. Büyük Tıkınma..

'Bizim yaptığımız Küçük Tıkınma.. La Petite Bouffe' dedim, meğer daha bitmemiş.. Harika bir biftekle kapandı yemek faslı, yanında bir elma dilim patates kızartması var, olmaz böyle şey. İzzet'e 'Bundan 15 yıl önce Ertekin'le Paris'te, Bar de Theatres'de bir patates kızartması yemiştik, tadı damağımda kalmıştı. Ertekin'e 'Bunu yapan adamı bir aylığına İstanbul'a getir öğretsin, başka şey satmana gerek kalmaz' demiştim. Bu ondan da lezzetli' dedim.

'Kaldır ayağını Hıncal Ağbi' demiş.. O içine konan baharat ve otlarla muhteşem lezzete ulaşan kızartmayı yapan ahçıyı Milano'dan getirmiş..

Sonra sorbe ile tatlılara geçildi.. Benim çocukluk bezem, ama meyvelerle.. Çocukluk pamuk helvam, su muhallebisinin etrafında.. Bir çikolatalı kek.. Ardından beyaz brovni.. Tanrım, nasıl lezzetler bunlar.. En son bir cheese cake kondu sofraya ki, olmaz böyle şey.. Benzeri ancak tiyatro çıkışı New York Broadway'de Sandy's'de yenir ancak..

İzzet bunu yapan şefi de Las Vegas'tan getirmiş iyi mi?..

Menüyü aldım, kapağındaki 'İt's a joke/Bu bir şakadır' yazısı var ya.. a'nın önüne kesme atıp, eklememi çıktım.. İt's more than a joke!.. Bu şakadan fazla!..

Sonra İzzet'e döndüm.. 'Bana yaptığın uygulamayı menüye ekle' dedim.. 'İsteyen aynen böyle Küçük Tıkınma yapsın.. Adını da La Petite Bouffe koy.. Sinemanın yemek üzerine en güzel, en eğlenceli, en şaka filmine gönderme yaparak..

Çıktık..

Simge 'Enfes bir lezzet ve keyif geccesiydi' dedi..

İzzet, lezzetle keyfi birleştirmiş gerçekten.. 2.5 saat nasıl geçmiş anlamadık, bir..
İkincisi.. En önemlisi.. İki buçuk saat tıkındım.. Eve dönerken midemde en ufak bir ağırlık yoktu. Başımı yatağa koyar koymaz uyudum mışıl mışıl sabaha kadar!.. İzzet!.. Sen bu ülkenin gururlarından birisin!..
Meraklısına.. Yemek için beş kuruş ödemedim. Hepimiz İzzet'in konuklarıydık. Hesap ödemeyi teklif etmem bile bu içten davete saygısızlık olurdu. Kalemlerin bir yemeğe satılabileceğini düşünenler, okurlarında o güveni uyandıramadıklarını düşünenler, yazılarına fatura fotokopileri eklemeye devam edebilirler.


Ve Vatan Gazetesi Yazarı Reha Muhtar'ın yazısı:

IT'S A JOKE...

Bunun üzerine içinden geçeni yazar mısın?" diye mönünün kapağını koydu önüme İzzet (Çapa)...
Nişantaşı'nın göbeğinde yeni alışveriş merkezi City's'de bir yer açtı...
Adı It's a joke...
Yani "Bu bir şaka..."
Üzerine, benim bir şey yazmamı istiyor...
"Hani içinden gelirse" diye de ekliyor ki İzzet denilen çılgın adam, istersen "hissedemedim yazamadım" deyip rezil ol...

Alttan da fiştek veriyor uyanık...

"Hıncal Abi tesadüfen uğramıştı da, o It's a joke'un üzerine 'It's not a joke' diye yazdı...
Öyle bir tatlı dilli şeytan ki, istersen 'Yok Hıncal Abi yazmış ben yazmayayım'" de...
Diyebiliyorsan tabii...

Beş gün olmuş açalı dükkanı...
Tıklım tıklım...
Millet ayakta sırada bekliyor...

Bu İzzet Çapa denilen şeytan adama ne yazdığımı söyleyeceğim, önce gördüklerimi bir anlatayım...

***

City'sin üst katı, cafe ve restoranlarla dolmuş...
Müthiş bir enerji, insana keyif veren taze bir sinerji etrafa yayılıyor...
Çok iyi markalar dükkan açmışlar City'sin içinde...
Bir de sinemalar gelecek ki demeyin keyfine...
Kolej'den arkadaşım Dentis'in yaratıcısı Galip Gürel'e bir uğradım, dişlerin bakım ve onarımı için...
Galip öğlene kadar oradaydı, yine uçtu yurtdışına...
Adam dünyadaki diş kongrelerinde profesyonel konuşmacı...
Elli iki hafta sonunun elli ikisinde de, başka bir şehirde dünyanın en ünlü diş hekimlerine konferans veriyor...
Millet diş hekimliği alanında dünyadaki yenilikleri bizim Galip'ten öğreniyor...


***

Neyse uzatmayalım...
Yeni başlayacak televizyon programım için hazır birkaç giyim mağazasıyla görüşmem var, "fırsat bu fırsat" deyip, görmediğim Galip'ten çıkar, City's Alışveriş Merkezi'ni görürüm diye heveslendim...
İzzet'e de kalkıp hazırlık yapmasın diye haber vermiyorum, bir uğrar geçerim diyorum...
Umuyorum ki zaten daha öğle saatlerinde orda yoktur...
It's a joke'a bir girdim ki sanki bütün İstanbul orada...
Millet ayakta...

Milliyet başyazarı Güneri Civaoğlu öğle saatinde Nişantaşı'nda It's a joke'da...
Hürriyet'in yayın koordinatörü Fikret Ercan dünya zarifi eşiyle öğle yemeğinde keza burada...
NTV'nin program müdürü Ömer, reklamlardan sorumlu Başkan yardımcısı Ateş Joke'da yemekteler...
NTV ta Maslak'ta...
Hürriyet Milliyet havaalanı yolunda...
Vatan Gayrettepe'de...

Bunca gazeteci televizyoncuyu bedava yemek var deseniz biraraya getiremezsiniz, Cuma günü o saatte Nişantaşı'nda...

Tabii gazeteciden ibaret değil Joke'un müşterisi...
Yan masada Mehmet Cansun diyeyim siz gerisini anlarsınız...

***

Geçen gün, İzzet'in ortanca abisi ünlü işletmeci Celal Çapa gelmiş City'se güzeller güzeli eşi Şebnem Çapa'yla...
"Nerede hareket orada bereket" diyerek Celal ve Şebnem Çapa hep in mekanlardadırlar...
Tek problem Şebnem Çapa kocasına İzzet'in mekanlarını yasakladı bundan bir süre önce...
Celal Çapa yanda yemek yiyor, bir yandan da İzzet'in mekanını gözlüyor...
İçi gidiyor ama güzel karısının korkusuna içeri giremiyor...
İşte bu ortamda uzattı bana mönünün kapağını...
İçinden bir şeyler gelirse yaz diye...
It's a joke'un altına şöyle yazdım:
"It's not a joke...
It's 'The İzzet'...
He himself is the joke..."
Kusura bakmayın Türkçesini yazamayacağım bilen bilmeyene anlatsın...
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz

EN ÇOK TIKLANANLAR

  • Dua Lipa’dan Türkiye’ye mesaj!
  • Hülya Avşar'dan olay paylaşım!
  • Emre Altuğ iflas mı etti?
  • Kıvanç Tatlıtuğ, Bozburun'da taş ev arıyor!
  • Hülya Açıkgöz'den Hadise'ye imalı gönderme!
  • Prenses Düzyatan dünyaya geldi!
  • İrem Derici'den Kaya Çilingiroğlu'na gönderme!
  • ‘Vuracak’ klibi 50 milyon izlendi!
Dua Lipa’dan Türkiye’ye mesaj!