'ERKEK BENİ SARMALASIN!'

Bugün atv'de yayınlanmaya başlayan 'Kadının Gücü' adlı programla sabah kuşağı kulvarına atlayan İpek Tuzcuoğlu, kimseyi kendine rakip görmüyor. Şu anda kalbinin boş olduğunu söyleyen oyuncu ekliyor: Beni alıp götürecek adamı bekliyorum!..

Magazin - 24.03.2008 14:31
'ERKEK BENİ SARMALASIN!'
Çekimleri devam eden 'O... Çocukları' adlı sinema filmindeki 'Hatice' rolüyle gündemde olan İpek Tuzcuoğlu, bugünden itibaren her sabah 'Kadının Gücü' adlı bir programla atv ekranlarında olacak. Gülben Ergen'in 'Reyting alamam' diye reddettiği programı sunacağı için çok heyecanlı olan güzel oyuncuyla programını, filmini ve hayata bakışını konuştuk...

* 'Kadının Gücü' isimli yeni bir programa başlıyorsunuz. Programınız, sabah kuşağında çok sık rastlanan reyting kaygısıyla konukların ağlatıldığı programlar gibi mi olacak?
Bu, bir başarı program olacak. Formatı başarılı, gururlu, azimli, kendi ayakları üzerinde duran kadınlardan yola çıkılarak oluşturuldu. Amacımız kadının gücünü paylaşmak. Kadının içsel gücünü yakalayacak, kendini keşfetmesini sağlayacağız. Diğer programlar gibi olmayacağız. Hayatta risk almazsanız başarı gelmez. Aldığınız risklerde her zaman başarılı olacaksınız diye bir şey de yok. Ben bunu televizyon dizilerinden de görüyorum. Benim 'markayım' diye bir takıntım yok. O yüzden belki başarısız da olabilirim. Çok normal bu tür şeyler. Başarıyı ne kadar güzel kucaklıyorsam, başarısızlığı da öyle kucaklıyorum. Benim kaybedeceğim hiçbir şey yok ama verebileceğim çok şey var insanlara.

GÜLBEN'İN STRATEJİSİ BAŞKA!
* Gülben Ergen reyting korkusu yüzünden bu sabah programını sunmayı kabul etmedi. Siz böyle bir korku duymadınız mı?
Ben bu projeye çok inanıyorum. Alternatif oluşturacağını düşünüyorum. Eğer kanal da arkasında durursa, aydınlık Türk kadınına hitap edeceği kesin! Gülben Ergen'in ürkmüş ya da vazgeçmiş olması bana doğal geliyor. Gülben Ergen assolist ve Seda Sayan, Petek Dinçöz, Hülya Avşar gibi isimlerle yarışıyor. Ben assolist değilim ve hiç kimse ile yarışmıyorum. Ben bir marka değilim ama fenomen olabilirim. Gülben bu programı kabul etseydi, ekranlarda Seda Sayan, Petek Dinçöz, Lerzan Mutlu ve Gülben Ergen dörtlüsü olacaktı ve kendisi bu keşmekeşin içinde çok yıpranacaktı. Gülben bence başka bir yolda gitmek istiyor. O keşmekeşin içinden zor çıkmışken, böyle bir programla, sabah programı yapan insanlarla rakip gibi gösterilmek onun stratejisini bozacaktır.

* Programınızın tüm bu isimlerin programlarıyla aynı saatte yayınlanacak olması, sizi rahatsız ya da tedirgin etmiyor mu?
Baktığın zaman Lerzan Mutlu, Seda Sayan, Petek Dinçöz gibi kişiler var karşımda. Hepsini tanıyorum, hepsi arkadaşım! Ne olacak ki!

* Artık rakip oldular ama size...
Yok, rakip değiller. Öyle göremezsiniz. Onlar 100 metre koşuyorlar. Çünkü onların reyting telaşı var. Onlar koşucu, bense serbest yüzüyorum.

'DİCLE' KARAKTERİ BİR FENOMENDİ!
* 'Asmalı Konak'tan önce de tanınıyordunuz ama o diziyle zirveye çıktınız...
O dizide canlandırdığım 'Dicle' karakteri fenomen olmuştu. Ruhu kayabilecek bir insanın karşılaşayabileceği bir coşku değildi bu.

* Bu coşku size maddi olarak döndü mü?
Hayır. Diziden çok kazanmadım ama sonra çok güzel reklam kampanyaları çektim. 39 bölüme imza atmıştık ve dizide üç paraya çalıştık. Ne yazık ki bu, hayatın gerçeklerinden biri. Yapımcı o işten çok para kazandı. Helali hoş olsun!

* Maddi olarak dönmedi diyorsunuz ama çok alışveriş yapan, sık sık lüks davetlerde boy gösteren birisiniz. Nasıl geçiniyorsunuz?
Doğru, kazandığım paranın çoğunu kıyafete yatırıyorum. Kredi kartı taksitlerim hiç bitmiyor. Çalışıyorum ve para kazanıyorum ama 'Asmalı Konak' gibi zirve yapan işlerin içinde olmadığım için insanlar hakkımda bunları düşünüyor. Dizilerde ve reklam filmlerinde oynadım ve ciddi paralar kazandım. Ben hep, 'Allah beni kimseye muhtaç etmesin' diye dua ederim. Küçüklüğümden beri kendi paramı kendim kazandığım için bana bakacak ya da ihtiyaçlarımı karşılayacak bir erkek istemiyorum. Kalbimi dolduracak adamı arıyorum. Beni sarıp sarmalayacak bir adam arıyorum. Para gelir gider. Birlikte olduğunuz adamın bir gün iflas etmeyeceğini nereden bilebilirsiniz ki...

* Erkeğin parası sizi ilgilendirmiyor yani...
Hayır, hiç ilgilendirmiyor. Ne yazık ki, magazin basınında yer alan ve beni tanımayan insanların kurduğu yanlış cümlelerden dolayı, hakkımda yanlış bir yargı oluştu. Bir gün sahip olduğum çantaları, kıyafetleri, takıları, her şeyi satıp ya da başkalarına hediye edip bambaşka bir hayata gidebilirim. Limon bile satsam, en iyi limonu satarım. Yine beni tanır insanlar. Ama tanımalarının sebebi sevgi dolu bir insan olduğum içindir. Karizma ve enerji denilen bir şey var. Ne kadar temiz kalpliyseniz, enerji bedeniniz o kadar büyür. ARKADAŞLARIMLA ANMAYIN!

* Son sevgilinizin zengin olmasından dolayı da çok eleştirildiniz...
Ne yapayım! Ondan öncekiler öyle değildi. O öyle denk gelmiş yani. İlişkide bunu aramazsın, parası olsun diye bir şeye başlayamazsın. Öyle bir zihniyetim olsaydı, zaten şu anda iyi bir evlilik yapmış olurdum. Çocuklarım da olurdu. Cemiyet sayfalarında daha çok yer alırdım.

* Gündeme gelebilmek için kendinize bir strateji belirliyor musunuz?
Asla! O yüzden çok şanslıyım. Yıllardır var olmamın sebebi stratejilerle bir yerde olmamam. Aslında keşke stratejik planlar yapsaydım, o zaman yanlış yapmazdım. Benim de yanlışlarım var. Özel hayatımla çok fazla gündemde olmak, beni çok üzdü. Özel hayatın göz önünde olursa, seninle ilgili başka değerlendirmeler başlıyor.

* Şu anda hayatınızda aşk var mı?
Yok. Arkadaşlarımla anılmak istemiyorum artık. O kadar çok insanla yazıyorlar ki beni. Aynı hafta çıkan dergilerde, 4 farklı insanla yazılmıştım bir keresinde. Arkadaşım hepsi. Gece gezmeyi, akşamları yemeğe çıkmayı seviyorum ama o kadar özen gösteriyorum ki iki kişi çıkmamaya. Kısıtlıyorum kendimi. Sevgilim olmadığı dönemlerde 3-5 kişiyle çıkıyorum dışarıya.

* Kıpırtı hissettiğiniz biri de mi yok?
Var tabii. Benden hoşlanan insanlar var. Ama benim beklentim çoğaldı. Aşkta beklenti olmaz aslında. Aşk gelir, sizi bulur ve alıp götürür. Ben de, beni alıp götürecek bir adam bekliyorum. Ama şu anda duruyorum. Hiç acelem yok. Eğer bir aşk yaşarsam bunu söylerim, kesinlikle saklamam. Aşk saklanacak bir şey değildir zaten. Aşıkken her şey ortada olur.

* 'Asmalı Konak'tan sonra yaptığınız işler, onun kadar başarılı olmadı. Bu durum sizi tedirgin ediyor mu?
Oraya takılıp kalmamalıyız. Herkesin başına her şey geliyor. Hiçbir şeyin garantisi yok. Bankadaki paramın, ailemin uzun yaşayacağımın garantisi yok. Benim yaşam felsefem başkalarından biraz farklı. Ben evrendeki her şeyin bir hediye olduğuna inanıyorum. Doğumundan öldüğün ana kadar uzanan bir hediye paketi bu. Bunu ne kadar güzel kullanırsan, o kadar doyumlu bir hayatın oluyor. Ben bu durumu işe de yayıyorum.

* Bu felsefe nasıl oluştu?
Acı ve üzüntü olmazsa bu noktaya gelemiyorsunuz. Bir kere yanmak gerekiyor. O yanmayı ben özel hayatımda da, iş hayatımda çok sık yaşıyorum. Ağlamaksa ağlamak, acıysa acı ama oraları durak yapmayacaksın kendine. Ben çok ağlıyorum ama insanların gözü önünde ağlamıyorum. Ne yaşarsam yaşayayım, 'Bunu yaşamamın bir nedeni var' diyorum. Ruhumun gelişmesi için doğru basamaklar oluyor bunlar. İyi ki o tutmayan işleri yapmışım. O işler beni başka yerlere getirdi.

* 'O... Çocukları' filminin basın toplantısında, 'Genelevler hayvanat bahçesi' dediniz...
Bu, sosyal bir yara. Ben başka bir pencereden baktım olaya. Genelevde olan kadınların durumu konuşulurken, ben erkeklere dikkat çekmek istedim. Erkek oraya hangi ihti- yaçtan gider? Benim gördüğüm tablo oydu...

* Film genelevde mi çekildi?
Hayır, film genelevde geçmiyor. Orada çalışan kadınların mahallelerindeki ve evlerindeki hikayelerini anlatıyoruz filmde. Ve de çocuklarının hikayelerini... Çok dramatik, acıklı ama bir yandan da komik bir hikayemiz var.

* Sevişme sahneleri var mı?
Hayır. Bunlar genelev kadını oldu diye bir beklentiyle gelmesin hiç kimse bu filme.

* Filmde Demet Akbağ'ın yerinde Hülya Avşar olacaktı. Olsa daha mı iyi olurdu sizce?
Açıkçası kim olursa olsun ben bu filmde olacaktım. Demet Akbağ ile oynamak çok büyük keyif. Çok şey öğreniyorum ondan. Mesela Özgü Namal var. İnanılmaz başarılı. Ben bir Cem Yılmaz'a, bir de Özgü'ye gülerim. Şu anda herkes kendi kompleksinden sıyrılmış işini yapıyor ve birbirini seviyor. Hülya Avşar'a gelince, ben onunla çalışmayı çok isterim. Hem çalışma sistemini merak ediyorum, hem de onunla aynı karede aynı nefesi solumak, aynı öykünün içinde olmak bana keyif verir. Hülya Avşar 20 yıldır star. Çok iyi bir strateji planlama uzmanı. Keşke bir menajerlik şirketi açsa da, ondan da feyz alsak. Çok doğru bir satranç uzmanı olmuş. Karşısına kimi getirirseniz getirin, Hülya kazanıyor. Ben çok isterdim onunla da olmak ama kısmet...

* Bu filmin başka bir ismi olabilir miydi? 'O... Çocukları' dikkat çekmek için mi tercih edildi?
Bu bir reklam ismi değil. Ben eminim ki filmi izledikten sonra herkes, 'Evet, bu filmin adı gerçekten bu olmalıymış' diyecek. (Günaydın)
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz

EN ÇOK TIKLANANLAR

  • Serenay Sarıkaya'nın ilham kaynağı
  • Tolga Sarıtaş aşk iddialarına cevap verdi!
  • Adriana Lima: Artık soyunmayacağım!
  • Ünlü çift kural bozdu!
  • Özcan Deniz bebeğinin cinsiyetini açıkladı!
  • RTÜK, Çukur'un öpüşme sahnesini affetmedi!
  • 'Aşk ve Mavi'ye 4 ödül birden!
  • Sinem Öztürk: Oscar’ın Ayla’ya ihtiyacı var
Serenay Sarıkaya'nın ilham kaynağı