SOSYETEDE ÇİVİLER FORA!
NULL
MAGAZİN - 21-08-2007 18:05
Ortalığın gerçekten çivisi çıkmış. Hele ki şu sosyete diye anılanlar var ya iyice azıtıp ortalıkta çıkarmamış çivi bırakmıyorlar. Birbirlerini en yakın arkadaşlarının karılarıyla ya da kocalarıyla aldatan mı dersin, lezbiyen ilişki yaşayanlar mı dersin, erkek erkeğe birlikte olup karısıyla mutluluk pozları verenler mi dersin! Yok yok, anlayacağınız bizim sözde sosyetede çiviler fora...
En son patlayan olay, rahmetli Yavuz Demir'in kendinden yaşça küçük olan karısı Anna Demir'in Kuzen Teoman Demir ile yaşadığı aşk oldu. Amma abartıldı bu olay! Olayın duyulmasından sonra sosyete de şoka girdi resmen.
Allah aşkına yıllardır hepiniz aynı şeyleri yapmadınız mı? Zamanında Monic Benarte de ilk kocasını boşayıp ardından kocasının kuzenini kendine koca etmedi mi? Elif Germiyanlıgil'in kocası Mehmet Germiyanlıgil, Elif'in en yakın arkadaşı Derin Mermerci için Elif'i boşamamış mıydı? Gökhan Çarmıklı, Ayşe Çavuşoğlu'yla evliyken Ayşe'nin en yakın arkadaşı Siren Ertan'la gönül ilişkisine girip, Ayşe'den ayrılmadı mı? Sosyetik Nevgül Andaç'ın ikinci eşi, Nevgül Hanım'ı boşayıp onun ilk eşinden olan kızıyla evlenmedi mi? Ünlü kuaför Erdem Kramer müşterisi olan ve o aralar Metin Kap'la evli olup sonra boşanan Candan Kap'la aşk yaşayıp sonra evlenmedi mi?
Nurettin Hasman en yakın arkadaşı olan eski Home Store'nin patronu Levent Penso'nun kızını kendine sevgili yapmadı mı; hem de o zamanlar Verda Penso, Nurettin Hasman'ın kızı yaşındaydı. Babasıyla canciğer olup evine yıllarca girdi çıktı, ardından adamın kızını kendine sevgili yaptı ve bu ilişkiyi de uluorta yıllarca sürdürdü. Ardından Nurettin Hasman, Verda Penso'dan ayrılıp yine kızlarının arkadaşı Eda Taşpınar'la sevgili oldu.
Sonuç itibariyle ya arkadaşının kızı sevgilisi oldu ya da kızlarının arkadaşı!
Söz Nurettin Hasman'dan açılmışken şunu da yazamadan edemeyeceğim; Nurettin Bey'in sevgilisi Eda Taşpınar, maşallah önüne gelene tazminat davası açıyormuş. Kime sorsam 'Amannn bize de açmış' deyip gülüyor.
En son dava açma hazırlıklarına başladıkları ve aporttaki isim Gülse Bilsel'miş. 'Avrupa Yakası' adlı dizide bir karakter yaratılacakmış. O karakter 'İkoncan' olarak anılan Eda Taşpınar'ı canlandıran, bir giydiğini bir daha giymeyen, takı tuku meraklısı 'bronz sözde sosyetik bir kızımız' olacakmış.
Fakat Eda Taşpınar'ın sözde ve gözde dostlarının söylediklerine göre eğer ki 'Avrupa Yakası' adlı dizide İkoncan tiplemesi Eda Taşpınar'ı direkt olarak çağrıştırırsa hemen mahkemeye verilecekmiş. İlahi Eda, bak talih kuşu kondu başına aslında. Seni yalnızca magazin dergileri okuyanlar tanıyordu. Avrupa Yakası sayesinde tüm Türkiye seni tanıyacak, hatta yurtdışında gösterilen Türk kanalları sayesinde seni gurbetçilerimiz bile tanıyacak; bundan daha büyük bir şans olur mu?
Her neyse bu İkoncan Eda'yı bir kenara bırakıp gelelim asıl mevzuumuza. Teodem Deri'nin sahibi Hande Demir Acar'ın babası yeni torun sahibi Teoman Demir ve Anna Demir aşkına yani... Aslında doğru değil bu yaşanan, hatta çok çirkin.
Fakat ben asıl Anna Demir'e acıyorum. Çünkü insani değerleri, sevgisi, gururu, acıması ve de ölen eşe saygısı hiç yokmuş. Esas tartışılması gereken nokta budur. Yoksa yukarıda saydığım gibi bir çok kişi en yakınındaki kişilerle hatta akraba dahi gözetmeden birlikte oluyor. Ama Anna Demir, sanki Yavuz Demir'in ölmesini fırsat biliyormuş gibi kendini gitti Teoman Demir'in kollarına attı! Gerekçesi ise daha da komik. 'Yavuz öldüğünde bana bir tek Teoman sahip çıktı.' dedi. E doğru söylemiş Anna'ya Teoman sahip oldu gerçekten. Vay gidene derler ya bu dünyadan ne doğrudur değil mi?
MACRO STARIMIZ DA OLDU ARTIK...
Hülya Avşar geçtiğimiz günlerde yine yaptı yapacağını! Laf makinesi gibi nereden bulur bu ilginç lafları da kendine yakıştırır anlamadım. Her halde yıllardır halkın ona bulamadığı bir sıfatı illa kendi zorla bulup üzerine yapıştırmak istedi. Şu bizim halk da ne zalim; Sezen Aksu'ya 'minik serçe' lakabını buldular. Sevgili Ajda Pekkan'a 'süper star' dediler. Bülent Ersoy'a 'Diva,' Türkan Şoray'a 'Sultan,' Tarkan'a da 'mega star' dediler ama garibim Hülya Avşar'a yıllardır bir unvan bulamadılar. O da sonunda 'bundan böyle benim adım ne süper star, ne mega star... Bana macro star Hülya diyeceksiniz!' demiş.
Sen kendi kendine unvan koyacak kadın mıydın be Hülya'cığım. Benim bildiğim macro unvanı daha önce verildi ama. Kime mi? Koç Grubu'na! Hani İstanbul'un en elit semtlerinde en elit ürünlerin satıldığı Macro marketler var ya, bilirsin mutlaka onları; hatta sosyete hep Macro'dan alışveriş eder. 'Ay hayatım şimdi Macro'ya uğradım bir şeyler aldım eve gidiyorum.' der, hatta sosyetikler. Macro'dan alışveriş yapmayanları kendi aralarında eleştirirler. Neden çünkü Macro'da her zaman en taze meyve, sebze ve sağlıklı gıdalar bulunur. O yüzden adı Macro'dur. Yani sen şimdi, 'bende en iyisi var, ben Macro'yum bundan böyle'yi o yüzden mi söyledin!
Aslında bugüne kadar hiç düşünmedim Hülya Avşar'ın unvanı var mı yok mu diye; meğerse yokmuş bunu da yine 'ben macro starım' diyerek kendisi itiraf etti bize. Kendi ağzıyla tuzağa düşmek böyle oluyormuş...
DUDAĞIM UÇUKLADI...
Geçtiğimiz Pazar günü Posta Gazetesi'nin Pazar Posta ilavesinde 'Görünmeyen Kadın' adlı köşede okuduğum haber resmen dudaklarımı uçuklattı. Efendim İstanbul şu sıralar bu dedikoduyla inliyor hem de ne inlemek! Pazar günü çıkan yazıdan sonra sosyete camiası karışmış durumda herkes bu konuyu konuşuyor. Daha önceleri ben de duymuştum ama bu hanımefendiye bu duyduklarımı bir türlü yakıştıramamıştım. Meğerse yazılan doğruymuş üstelik daha yazılmayanları bile varmış.
Gelelim yazıda adı geçen kahramanımıza. Efendim bu hanımefendi kişi sosyetenin en gözde bayanlarından biridir. Zamanında eşinin sekreteriyken karısı olmuş. Adamın boyunca çocukları olmasına rağmen, bir çocuk da bu hanımefendimiz doğurmuş. Bir giydiğini bir daha giymediğiyle meşhur olup aldığı mücevher, çanta, ayakkabı, saat ve giysilerin tamamının orijinal olduğuyla daha da ünlüdür ve de en önemlisi en şık davetlerin baş kahramanıdır kendisi...
Gelelim eşinden oldukça genç bu hanım efendinin yaptıklarına. Efendim bu bayanımız babası yaşındaki kocasından her ne kadar bir evlat sahibi olduysa da bir süre sonra kalbi yakışıklı jinekologu için atar olmuş ve jinekologuyla aşk yaşamaya başlamış. Bu ünlü jinekolog, sosyetik bayanlar arasında yakışıklılığıyla nam salmış ve bütün bayanlar Musevi olan jinekologun muayenesinden çıkmıyormuş.
Ne hikmetse şu aralar kadınlar arasında bir jinekolog modası aldı başını gidiyor. Bu kaçıncı kadının jinekologuna aşık olmasıdır anlamadım gitti. Oyuncu Zeynep Tokuş da jinekologu Alp Nuhoğlu'na muayeneye gide gele aşık olmuş, sonra da evlenmişti. Allah Allah; adamlar artık dikkat edin karılarınızı bayan jinekologa yollayın.
Daha önce de ünlü Jinekolog Teksen Çamlıbel ile bir hastası arasında aşk başlamış, Teksen Bey eşinden o yüzden ayrılmıştı. Bu muayeneler esnasında neler oluyor şimdi tüm kadınlar bunu konuşuyormuş.