Bülent Polat deyince çoğumuzun aklına “Avrupa Yakası”ndaki Şehsuvar karakteri geliyor. Uzun yıllar ekranlarda gördüğümüz Polat şimdi ise bambaşka bir hayat yaşıyor. İstanbul’un kalabalığını trafiğini ve yoğun temposunu geride bırakıp eşi ve iki çocuğuyla birlikte Çanakkale’nin kırsal bir köşesine yerleşmiş durumda.
Elektriksiz İnternetsiz Bir Yaşam
İşin en şaşırtıcı kısmı burası aslında. Polat’ın yaşadığı yerde ne düzgün bir elektrik altyapısı var ne de telefon çekiyor. Yani bildiğimiz anlamda “bağlantı” neredeyse yok. Ama buna rağmen ailesiyle birlikte bu düzeni bilinçli olarak seçmişler.
Günlük hayatları tamamen doğaya göre şekilleniyor. Isınmak için soba kullanıyorlar yemeklerini sobanın üzerinde pişiriyorlar. Elektronik cihazlar, tabletler, telefonlar vb bunların çoğu ya hiç yok ya da neredeyse kullanılmıyor.
Çocuklar İçin Bambaşka Bir Deneyim
Polat’ın en çok önemsediği konu ise çocukları. Şehirde büyüyen çocukların ekranlara çok fazla maruz kaldığını düşündüğü için bu hayatı özellikle tercih etmiş. Köyde çocuklarıyla birlikte odun topluyor, toprağı işliyor, ekim dikim işlerine katılıyorlar.
Onun anlattığına göre bu düzen çocukların hem davranışlarına hem gelişimlerine olumlu yansıyor. Yani sadece “doğada yaşıyoruz” değil aynı zamanda birlikte üretip birlikte öğreniyorlar.
“Asıl Hayat Burada” Diyor
Polat katıldığı bir programda bu yeni hayatını anlatırken oldukça net konuşuyor. Ona göre aslında aradığı şey tam da buymuş: sade, sakin ve doğayla iç içe bir yaşam. “Asıl mesele yaşamın kendisi” derken de tam olarak bunu kastediyor.
Şehir hayatının koşuşturması yerine toprağa basarak yaşamanın kendisine çok iyi geldiğini söylüyor. Hatta çocuklarının da bu düzene alışmasından çok memnun.
Köy Hayatı Sürpriz Değil Tercih
Aslında bu hikâyede en dikkat çeken şey bunun zorunluluk değil tamamen bir tercih olması. Yani bilinçli bir şekilde daha sade bir hayat seçmek söz konusu.
Şimdilik Bülent Polat ve ailesi kalabalıklardan uzak ama doğanın tam ortasında kendi küçük dünyalarını kurmuş gibi görünüyor.